Hue’ye varış

Dün gece saat 23’de Hanoi’den SE3 numaralı trene bindik. SE3 diğerlerinden daha hızlı. Trende battaniye verdiler ama gece bayağı soğuk yaptı. Bu mevsimde, her zaman hafif bir polar bulundurmak gerekir. Koltuklar rahat sayılır ama en iyisi 4 kisi birleşip bir yataklı almak.

Sabaha ilk ışıkları ile televizyon açıldı ve bir delikanlı ile kız, karşılıklı, şarkılarla atışmaya başladı. Kızın sesi, nasıl diyeyim, öyle bir tonda idi ki… ben ömrümde böyle rahatsız edici bir şey duymadım. Komedi olduğunu hareketlerden ve sadece bazı yaşlı insanların gülmelerinden anladığımız bu program bitmek bilmedi, resmen işkence halini aldı.

Bu sırada yine tüm yaşlı teyzeler, amcalar dişlerini fırçalamayı ihmal etmediler.

Tren uçsuz bucaksız çeltik gölcüklerinden geçerek UNESCO listesinde ve korumasında olan Hue’ye saat 11’e çeyrek kala tam vaktinde vardı. İner inmez taksici ve otelci esnafı üzerimize saldırdı. 30 000 Dong’a (2 YTL kadar) anlaşıp oteller bölgesine gittik. Bu arada bir ayakçı da taksiye binip bizi kendi oteline götürmek istedi. Değişik yerlere baktıktan sonra ayakçının kahvaltı dahil odası 12 dolar olan Ngoc Hung otelinin en uygun olduğuna karar verip geri döndük. Pazarlıkla da 11 dolara anlaştık.

Otelden, ertesi gün için şehir turu satın aldık, müze girişleri hariç 8 dolar, aynı tur acentelerde 7 dolara bulunuyor, ama burada, Vietnam’da turiste bir şey satma konusunda biraz yapışkanlar, simdi dışarıdan alsak, otelciler surat yapacak, bıdı bıdı edecek. Bir dolar için değmez diyoruz. Oda fiyatından indirdiğimiz bir doları buraya kullandık diyelim.

Sonra şehri dolaşmaya çıkıyoruz, ufak bir şehir, merkezde pek bir şey yok. Ünlü Mr. Cu’nun kafesi Mandarin’e uğruyoruz. Adamla tanışıyoruz, bize takvim hediye ediyor. Bir de burada turizm acenteleri aynı zamanda cafe-restoranlar. Bir şeyler yerken, Open Tour opsiyonlarına bakıyoruz. Open Tour’u Hanoi’den de alabilirdik ama otobüs, trenin 12 saatte geldiği yolu 16 saatte geliyor. Bu arada Open Tour dedikleri, bizde Hop On-Hop Off denilen sistem, açık otobüs bileti alıyorsun, belli merkezlerde inip, istediğin zaman devam ediyorsun.

Yemekten sonra köprüyü geçip, sağdan devam edip pazar yerini ziyaret ediyoruz ve hemen satıcıların saldırısına uğruyoruz. Vietnam’da Tayland ve Laos’un aksine agresif satış taktikleri uygulanıyor. Hatunun biri dükkanına gitmemiz için on dakika peşimizden geliyor. Fiyatları iki üç milsi fazla çekiyorlar. Kolay kolay da düşmüyorlar. Bu şekilde Avrupalılara bir şey satamayacaklarını biri onlara söylemeli, ya da Sultanahmet, Kapalıçarşı da bir kurs yapmalılar.

Ben, Hue’ye gelirken neden bilmem eski püskü, fakir bir yer kafamda canlandırmıştım, ama güzel temiz bir şehir. Orta halli bir Anadolu şehri düzeyinde denilebilir.

Vietnam’ın problemi, bence, bizim Ege ve Marmara Bölgesi kadar bir alanda 80 milyon kişinin yaşıyor olması. Ülkede hiç boş yer yok. Laos’ta kilometrelerce boş araziler görüyorduk, burada ise tam tersi.

Otelde odada bir ethernet kablosu var, belki İnternet vardır diye taktım, çalıştı. Şu an odadan yazıyorum. Bu da bir ilk oldu.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Bir Cevap Yazın