Sabah erkenden çıktık. Arzu, iç taraflarda, bahçe içinde bir kahvaltı yeri görmüş, oraya gittik. Daha yeni oturmuştuk ki, aynı anda yan masaya oturan biri “Türk müsünüz?” diye sordu. Böylece Murat beyle tanıştık. O da, her sene buralara gelip, uzun süre kalanlardan. Tesadüfen aynı hostelde kalıyormuşuz ama burada karşılaştık. Bize Kamboçya’ya otobüsle gitmemizi, Ankor Wat’ın dünyanın en muhteşem yeri olduğunu, Tayland’ın güneyinde Koh Samui adasının deniz için bir harika olduğunu. Oraya yataklı trenle gittiğini, özellikle orta köyde tek bir turistin bile olmadığını falan anlattı. Bir de buranın en yüksek binasında 84. katta 10 Euro’ya açık büfe, süper lüks yemek yendiğini, mutlaka denememiz gerektiğini söyledi. Hepsini yapacağız, daha vaktimiz var.

Kahvaltı sonrası MBK AVM’ye yollandık. Tayland bu açıdan bir cennet. Bu merkezin bir pahalı bir de ucuz kısmı var. Buradan Arzu’ya çok istediği, Olympus 795 dijital fotoğraf makinesini aldık. Özelliği 10 metre derine kadar su içinde kullanılıyor (pratikte pek öyle değilmiş, sonradan anladık) ve 1.5 metreden düşmelere dayanıklı. 2GB hafıza ile 14000 Baht’a mal oldu. Para işini ATM’den çekerek yapıyoruz. Cep İnternet’ten Garanti’ye girip, kaç YTL diye baktım, böylesi gayet mantıklı (sonraki gidişimde bu da değişmiş ama yine de fazla para taşımamak için ATM kullanılabilir.)

Alış veriş sonrası Jim Thompson Tik Ağacı Ev Müzesini gezdik. Bu adam bir Amerikali mimar imiş, 1967’de bilinmeyen bir şekilde Malezya’da ormanda kaybolmuş. Özelliği Tayland ipeğini dünyaya tanıtmış. Şimdi isminden bir marka yapmışlar satıyorlar. Müze kişi başı 100B ve rehberli geziliyor.

Sonra yeniden Khaosan’a döndük, tanesi 120 (4.5 YTL) Baht’tan iki tişört aldım. Ama önceki gün ikisi 100 Baht’a da görmüştüm.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya adınızı giriniz