Chiang Mai’de Songkran bitti, hosteller bir anda boşaldı. Soruyorum Where to next? Yanıt hep aynı; Pai. Evet, ben de buraya her gelişte oraya gideyim diyorum ama bir tembellik çöküyor, kalıyorum olduğum yerde. Bu sefer kesinlikle kararlıyım ama önce şu gidenler bir dağılsın diye bekliyorum. Bu nedenle, Chiang Mai’de öylesine vakit öldürürken yağmur nedeniyle sığındığım bir tapınakta Çinli Shu ile tanışıyoruz. Ertesi gün birlikte gitmek için sözleşiyoruz.

Pai’nin virajları

Tişörtü bile var, 140 kilometrede 762 viraj. Chiang Mai – Pai arasındaki yoldan bahsediyorum. Belki dünyada çok daha zor, tehlikeli, dönemeçli yollar var ama Tayland gibi dümdüz ülkede bu acayip bir şey. Alışık olmayanlar için kolay değil, Çinli kız Pai’ye vardığımızda neredeyse ayakta duramıyor. Bir de bu yolu motosiklet ile gidenler var. İyi motosiklet kullananlar için dünyanın en zevkli yollarından biri olmalı.

Gece aylak aylak dolaşan turistler
Gece aylak aylak dolaşan turistler

Şimdi Pai virajları deyince Chiang Mai’de restoran işleten Bülent Baba’dan her Pai mevzusu açılınca dinlediğim bir olayı anlatayım. Orada Bir Türk kız varmış, sevgilisi ise Pai’deymiş. Kız elemanı özlemiş, birlikte bir araç aramışlar ama akşam olduğundan hiç bir şey bulamamışlar. Sanırım kız ağlayıp sızlayınca, Bülent Baba bir kahramanlık yapıp “hadi motosiklet ile gidelim” demiş, motosiklet dediğin ufak bir skuter. Gece karanlıkta, ıssız yol. Olayın en komik tarafı ise yanlarına vahşi hayvanlara karşı birer meyve bıçağı almışlar. O bıçakla ayılara, kaplanlara ne yapacaklarsa 🙂 Neyse gece yarısı, sağ salim Pai’ye varmışlar ama bu arada yolda epey “yusuf, yusuf” olmuşlar. Bu da böyle bir olay işte..

Nerede kalınır?

Pai ufak bir kasaba, son yıllarda, burada deniz olmamasına rağmen hosteller, barlar, sokak yemekleri falan bir “Khao San” ortamı oluşmuş. Pai yükseklik nedeniyle Tayland’ın diğer yerlerine göre daha serin bir yer. Bu nedenle özellikle geceleri pek klima gerekmiyor yada sadece fan yeterli oluyor diyeyim.

Bambu köprü, Pai
Bambu köprü, Pai

Pai’de kalacak yer, belki özel festivaller falan dışında, pek sorun olmasa gerek, köyde normal evden çok daha fazla butik otel, hostel ve benzerleri var. Burada Özgür’ün tavsiye ettiği nehir kenarındaki Canary Guesthouse’un dormunda kaldım. Geceliği 5 dolardan daha azdı. İsteyen bungalovlarda da kalabilir, galiba geceliği 400 baht idi. Hemen arka tarafta ise isimsiz gayet güzel bungalovlar vardı ve sanırım daha ucuzdu.

Beyaz Buda, Pai
Beyaz Buda, Pai

Pai tam yavaş çekim takılınacak yer. İlk gün kahvaltı, nehir kenarında oturma falan derken öğlen oldu. Öğleden sonra Shu birlikte köyün iki kilometre dışında olan Beyaz Buda’ya yürüdük. Burası Google Maps’te Chedi Phra That Mae Yen olarak geçiyor. OSM’de ise isim yanlış idi, Wat Phra That Mae Yen olarak düzelttim. Neyse buraya yürümek bir şey değil, sonra bir de çıkılan 353 merdiven var. Buda’nın olduğu platformda adet olduğu üzere ayakkabı çıkarılıyor. Zemin o kadar sıcak ki, ancak köşede gölgede kalan ufak bir bölüme basabiliyorum. Buraya belki daha geç gelip güneş batışı beklenebilirdi ama ben o kadar da meraklısı değilim.

Lod Cave turu

Lüks lambası
Lüks lambası

İkinci gün, Shu ile Lod mağarası turunu yaptık. Bu tur genelde 600 bahta satılıyor ama ufak bir pazarlık ile 500’e aldık. Turda ilk olarak mağarayı ziyaret ettik. Burada önce her üç kişiye bir kadın rehber verdiler. Kadınlar tura başlamadan girişte Buda’ya dua edip, lüks lambalarını yaktılar. Aklıma çocukluğumda, elektriksiz bir dağ köyünde geçirdiğimiz günler geldi, gömleği düşerdi, takardık falan..

Lod mağarasında bambu sal ile gezinti
Lod mağarasında bambu sal ile gezinti

Sonra mağara içinde epey bir dolaştık. Tüm mağara turlarında adet olduğu üzere kadın bize “bak bu kuş, bu bilmem ne” diyerek tek kelimelik kısa açıklamalarda bulundu. Gezi bitince göle geldik. Evet mağarada içi balık -sanırım kedi balıkları- kaynayan bir göl var. Bambu sal ile mağaranın öbür ağzına gittik. Burada tavanda binlerce yarasa ve vikipedi’den adının sağan/ebabil olduğunu öğrendiğim kuşlar vardı. Saldan çıkıp mağarada bir tur daha attık, tabutları gördük ve yine sal ile aynı yoldan geri döndük.

Sai Ngam Hotsprings
Sai Ngam Hotsprings

Turun ikinci durağı bir manzara noktası oldu. Pek matah bir yer değil, durulmasa da olurdu. Turu doldurmak için koymuşlar. Üçüncü ziyaret ise Sai Ngam Hot Springs oldu. Şimdi böyle “hot springs” deyince adam akıllı bir kaplıca bekliyorsun. Su evet sıcak ama zaten burada normal nehir olsa yine bu kadar ısınır. Açıkçası elli, altmış santim derinliği olan göletin, termal kaynak dolayısı ile mi yoksa güneşten mi ısındığını çözemedim ama adet yerini bulsun diye suya girdik, içinde oturduk. Bu vesile ile belirteyim, bu tura gelirken bir tişört, bir çabuk kuruyan şort ve varsa su geçirmez telefon kılıfı, çanta falan ile gelmek iyi olur. Normal sırt çantası da sıkıntı yaratmaz, suya düşmedikçe problem olmaz.

Pai kanyonu
Pai kanyonu -biraz gerginlik var tabi-

Dördüncü ziyaret Mo Paeng şelalesi oldu. Adı şelale ama kayalardan akan bir avuç su desek daha doğru olur. Burası da iş olsun, torba dolsun diye tura eklenmiş. Göleti de kirli gibiydi, kimse suya girmedi. Son olarak güneş batışı için Pai Kanyon’a gittik. Kapadokya gibi ilginç yer şekilleri var. Bazı yerleri biraz sakat olabilir, bıçak sırtı gibi patikalar var. Kayıp metrelerce aşağı düşmesi an meselesi, benim gibi yükseklik korkusu olan birine göre değil ama yine duramadım, bir deneme yaptım. Hatta orada ayağa bile kalktım. Güneşin batışı ise fotoğraf açısından pek güzel değil ama idare eder.

İki günlük Pai gezisi de böylece bitti. Köyün ana caddesinde bulunan otogardan Chiang Mai minibüsleri kalkıyor, ederi 150 baht. Bu minibüsler sizi otogarda bırakıyor. Orada “share” derseniz sizi anlıyorlar ve kırmızı pikaplara yönlendiriyorlar. Onlarda bir kaç yolcu toplayıp herkesi kaldığı yere bırakıyor, ücreti 30 baht.

Songthaew

Bu şehire ve hatta göre rengi değişen ama genellikle kırmızı yada pembe olan pikapların Tayca adı “Songthaew”. Songtee gibi telafuz ediliyor ve anlamı kasasında karşılıklı iki sıra oturma yeri olduğundan olacak “iki sıra”. Chiang Mai’de sarı olanları da var. Kısacası bunlar bildiğimiz dolmuş. Ama dikkat etmek gerekir, içinde yolcu yoksa “taksi” oluyorlar, bu durumlarda fiyatı sormak lazım. Ama hattı, fiyatı biliyorsan, içinde de yolcu varsa, işte o zaman sormamak en iyisi. Yoksa 20 baht normal ücret hemen 30-40 oluveriyor. Sormadan 20 bahtı verirsen, hiç bir şey olmuyor “Kop kun kraap” deyip yollarına devam ediyorlar.