Ao Nang’tan Koh Phi Phi’ye gitmek için yol üstündeki acentalardan birine girdim, fiyat sordum, otelden limana transfer dahil 300 baht deyince hem biraz şaşırdım hem de hemen bileti aldım. Çünkü hostelin resepsiyoncusu 600 falan demişti. İnternet’te de ona yakın fiyatlar vardı. Anladığım kadarı ile Ao Nang’ın bitişiğindeki Noppharat’dan kalkan feribotlar daha pahalı.

Neyse sabah tam gene mi unuttular diye kıllanmaya başladığım an 20 dakika gecikme ile bir minibüs geldi. Sonra bir iki otel daha toplayıp bizi yarım saat uzaklıkta bulunan Krabi limanına bıraktı. Buralarda çoğu zaman olduğu gibi elimizdeki bilet denilen voucher’ı üzerinde 450 bath yazan gerçek bilet ile değiştirdiler. Nasıl olsa daha az ödediğim için durumu pek sorgulamadım ve tekneye binip bir buçuk saat sonra Phi Phi adasına vardım.

Koh Phi Phi’ye daha önce günübirlik ziyaretler ile iki kez gelmiştim. Bu kez bir de adada kalayım, bu ortamı da öğreneyim dedim. Limana gelince her zaman olduğu gibi telefondan bir harita uygulaması açıp O2 hostele yöneldim. Hostele gelince (ilk defa bunu da gördüm) resepsiyon sokakta, kapıda bir masa. İngilizce bilmeyen bir kız oturmuş. Elinde bir kağıt, üzerinde rezervasyon var mı? vesaire gibi olası durumlar. Agoda dedim. Telefondan gösterdim. Kız bir kağıt daha çıkardı “anahtar depoziti 250 baht”. Kapıdan girdik. İçerisi aslında büyük bir dükkan, sıra sıra ranzaları koymuşlar. Rahat bir yer, beğendim. Bir tek yataklarda lamba yok. İçerisi biraz karanlık.

Bu anahtar depoziti meselesi biraz sakat bir mevzu. Bazen unutuyorsun, ki bir kere unutmuştum. Bazen, çok erken çıkışlarda resepsiyoncu olmuyor, paranı alamıyorsun. Burada son gün çıkarken kız saat onda masaya geldi, sabah 9 feribotu ile adadan ayrılsam nasıl olacaktı bilmiyorum. Gerçi sanırım üst katta oturuyorlar. İçeriden banyonun yanından çıkılıyor. Neyse bunlar işte hostellerde kalmanın ufak tefek detayları. Son gün yine kız bir kağıt çıkardı “check-out or extend” yazıyor. Elinle bu diye işaret ediyorsun anlıyor. Acaba kız sağır dilsiz mi diye de düşündüm ama ilk gün “no english” dediğini duymuştum diye hatırlıyorum.

Plaj

Yol yorgunluğu biraz uyudum, öğleden sonra plaja gideyim diye dışarı bir çıktım. O pırıl pırıl güneşli hava yok olmuş, sağanak yağmur, sular seller ortalığı götürmüş, hafif çiseliyor. Olsun dedim yine de denize girerim diye büyük bir kararla plajın yolunu tuttum. Ama, bu sefer de plaj yok, deniz uzaklara gitmiş.. evet, gelgit olayını unutmuşum.

Koh Phi Phi adasında gelgit
Koh Phi Phi adasında gelgit

Ada o kadar küçük değil ama ana yerleşim merkezi iki koy arasında. Bunlardan ilki Ton Sai denilen, iskelenin olduğu, gemilerin yanaştığı, sahile ilk ayak basılan yer. Buranın doğu ucunda denize girilen ufak bir plaj var. Dalış merkezindeki kız şnorkel yapabilirsin dedi. Ertesi gün öğlen gittim, sular yüksekti, sadece yüzdüm. Öğleden sonra sular çekildi ama bu aralar hep olduğu gibi yağmur başladı.

Koh Koh Phi Phi adasında, denizin ortasında
Koh Koh Phi Phi adasında, denizin ortasında

İkinci koy, asıl plaj Loh Dalum. Ertesi gün sabah 9 buçuk gibi gittim. Tayland’ın en yoğun turistik yerlerinden birinde, kocaman plajda sadece üç beş kişi vardık. Su berrak, güneş pırıl pırıl. Ben daha önce buraya iki kere geziler ile geldiğim için, burayı hep kalabalık olarak biliyorum. Öğlene doğru çevre adalardan turcular ve dün geceki partilerden ayıkanlar gelmeye başladı, ortalık curcunaya dönmeden ayrıldım. Zaten iki saat sonra yine şiddetli sağanak, deniz yine yok oldu. Bu sefer yağmur dinince gittim, biraz fotoğraf çektim.

Adada başka plaj yok mu? Elbette var. Yıllar önce Koh Lanta’dan tekne ile gelip Monkey Beach’te yüzmüştük. Adanın etrafı plaj dolu onlara kaça, nasıl gidilir sormadım. Sanırım “uzun kuyruk” tekneler ile gidiliyor, çünkü adada otomobil bulunmuyor yada ben görmedim.

Parti olayları

Sabah plajda niye kimse yoktu? Çünkü dün gece herkes sabah kadar parti yaptı. Ada şu an turist kaynıyor, özellikle Almanlar, Arjantinliler en çok gözüme çarpanlar oldu. Turistlerin çoğunluğu da genç nüfus. Orta yaş üstü hemen hemen yok gibi. Böyle olunca gündüz uyumaca, akşam parti şeklinde yaşam devam ediyor.

Parti mekanları akşam Loh Dalum plajının denize doğru sağ tarafına kuruluyor. Herkes ellerinde kovalar bir yandan içip bir yandan dans ediyor. Ateş gösterileri yapılıyor. Tipik plaj eğlenceleri işte. Bu İngilizce adıyla “bucket” denilen olay; ufak plastik kovalara 15 Türk lirasından başlamak üzere kokteyl yapıyorlar. İçine iki de pipet, tamamdır.. Bu Tayland plajlarında pek meşhur bir yöntem. Türkiye’de başka yerlerde var mı, belki vardır. Ya görmedim yada dikkat etmemişim.

Kova kova içkiler
Kova kova içkiler

Üçüncü gün dalışa gideceğim için bu parti olayına ancak son gece takılabildim. Koğuştaki Kanadalı kız herkesi davet edince, “eh katılayım” dedim. 150 baht’a bir mojito kovası yaptırdım. Açıkçası elemanlar alkolden kısmamışlar, ertesi gün akşama doğru ancak kendime gelebildim. Bir de o halde feribotla Phuket’e gittim. Neyse ki deniz çarşaf gibi idi, hiç sallanmadık. Geçen seneden biliyorum, biraz sallansak, o yol bitmezdi.

Adada genç nüfus bu kadar çok olunca, en çok çalışan işletmelerden biri de dövmeciler. Sanki buraya turist olarak gelince illa yaptırılacak. Dövme yaptırmayanı dövüyorlar gibi bir durum var (nasıl cümle oldu ama). Makine yada bambu ile dövmeciler non-stop çalışıyorlar. Biraz nasıl çalıştıklarına baktım, elemanlar artık otomatiğe bağlamış, karma karışık desenleri şip şak hallediyorlar.

Yemek olayı

Adada ne var? Barlar, hediyelik eşyacılar, dalış merkezleri, dövmeciler, mini marketler, oteller, hosteller ve konumuz restoranlar.

Bir büyükçe üçgen pizza 80 baht, her yerde fiyat aynı. Bir tane yedim, yok. Bunlar pizza hamuru açmayı bilmiyorlar. Sakın deneyip paranıza yazık etmeyin.

Sadece burada değil daha önce de yazdım tüm bu Asya’da en kazık şey kahvaltı. Bir şey “breakfast” olunca fiyat nedense ikiye katlanıyor. Ha bir de “pasta” yani makarna var, noodle dediğin de aynı şey ama nedense hep daha ucuz.

Neyse biraz araştırınca ucuz bir noodle yapan yer buldum her gece orada yedim. Sanırım adı Only Noodles idi. Karı koca, sokağın köşesinde çalışıyorlar. Çevredeki masajcı kızlarda hep oradan yemek alıyordu. Google Maps’te yok ama Open StreetMaps’te var. Maps.me’de görülebilir. Koordinatları burada 7,7402429, 98,7730483. Island Divers’tan karşı sokağa girin. O2 hosteli, Ploy Dorms’u falan geçin, yolun bittiği yere kadar gidin, işte orada. Hem de acayip lezzetli.

Ha bir de Ploy Dorms’u geçince o sıradaki restoranlardan İbranice yazılar olan bir tanesi var. İsmini not almamışım. Oranında fiyatları iyi, hamburgeri bayağı doyurucu ve lezzetli idi. Ayrıca sağ tarafa bakarsanız, bir tepe göreceksiniz. Onun etrafından devam ederseniz, Taylıların yediği, alış veriş ettiği yerler gördüm. Oralar ucuz olmalı. O yolu devam ederseniz, yine başa büyük caminin yanından geçip sahile dönülüyor.

Ama kardeşim, ben “cheap charlie” değilim, param var. Zaten bir haftalığına falan buralara geldim, keyif yapacağım diyorsanız. Her tarafta kaliteli, hoş bir sürü mekan var. O konuda sıkıntı yok.

Dalış olayı

İlk geldiğim gün hostele giderken tam köşede Island Divers’ın elemanları “welcome, bizimle dalış yapar mısın?” dediler. Ben ise hostelin yerini sordum, gösterdiler. Neyse odaya yerleştikten sonra gittim, ne satıyorlar baktım. En uygunu Küçük Pipi adasında (Koh Phi Phi Leh) bulunan “Marine Park” iki dalış 2500 baht. Bir etrafa bakıp geleyim dedim. Bir başka dalış merkezine girdim, aynı program aynı fiyatlar. Oradaki eleman bütün adada tek fiyat var. İstediğini seç dedi. Birkaç yere daha baktım ve Island Diver’a geri dönüp ödemeyi yaptım.

Lewis mini minnacık nemoları gösteriyor
Lewis mini minnacık nemoları gösteriyor ama çekmek için kamerayi kapatmışım 🙁

Dalışı üçüncü gün yaptım. Hava o gün bulutlu idi, doğal olarak bu da görüşe etki yaptı. Deniz sakin, dalışlar fazla derin değil, rahat. Su altı öyle çok muhteşem değil ama idare eder. Dalış şefimiz Lewis idi, iyi eleman, yardımcı oluyor, arada espriler yapıyor falan. Bu bölgede bol miktarda görülen renkli balıklara ek olarak, ilk dalışta bir Hawskbill kaplumbağa gördük. İkinci dalışta ise tam yüzeye çıkacakken bir Blacktip köpek balığı belirdi ama bizi görünce hemen kaçtı, kaydetmeye zamanım olmadı. Ekipte zaten sadece Lewis’in hemen arkasında olan ben ve badim Jarno görebildik.

Dalışta çektiğim görüntüler yine pek iyi olmadı. Bir de yukarıda fotoğrafta görülen sahnede nokta kadar minnacık nemolar vardı, kamera çalışır vaziyette imiş, çekmek için kapatmışım. Böylece en güzel görüntüler maalesef olmayan görüntüler oldu. Bu dalışta Amerika’dan arkadaşa getirttiğim ışık kaynağını ilk defa kullandım, ancak yarım metre kalınca bir işe yarıyor. Görüntülerle biraz oynadım falan, sonuç olarak ortaya aşağıda göreceğiniz video çıktı.

İlk daldığımız yerin adını Lewis “Palaya” dedi. Ama Padi sayfasında o noktaya “Malong-to-Maya” demişler. Derinlik 18 metre civarında. İki dalış arası meşhur Maya plajının olduğu koyda demirledik. Burada yemek yendi. Açıkcası şu ana kadar yediğim en zayıf dalış yemeğiydi. Burada isteyenler şnorkel yaptılar. Sonra ikinci dalış için “Mushroom Rock” denilen yere gittik. Burası da en fazla 15 metre. Öğlen de karaya döndük. Lewis gördüğümüz balıkları anlattı, defterleri imzaladı. Bu aktivite de böylece bitti.

PAYLAŞ
Önceki İçerikAo Nang
Sonraki İçerikPatong, Phuket

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya adınızı giriniz