Tikal

Öğleden sonra Maya kültürünün muhteşem örneklerinden Tikal’i ziyaret ettim. (süper bir cümle oldu)

Aşağıda milli ve kutsal ağaç Ceiba görülüyor.

Ceiba

Aslında, ukalalık gibi olacak ama Angkor Wat, Bagan, Ayuthaya’yı falan gördükten sonra bu biraz hafif kaldı.

Piramitlerin dört yüzünün, mısır, fasulye, mısır ve kabak ekimini düzenlediğini öğrendim.

Bir de adamlar bunları altıncı yüzyılda yapmışlar. Yani biz Türkler at semeri altında ancak pastırma yaparken. Daha ne diyeyim. Gelin, görün.

Tikal'de bir tapınak
Tikal’de bir tapınak

Mayalar metali bilmiyormuş, her şeyi taş ile hallediyorlarmış. Buraya, Tikale, Obsidyen bin kilometre uzaktan, Meksika’dan geliyormuş. Ama sıfırı biliyorlarmış. Bu nedenle bir yılı 365.2424 gün hesaplamışlar. Sadece 0.0002 sapma ile.

Piramitlerin merdivenlerinin yüksek olması, bir mezar bulmuşlar, kral bir seksen boyunda imiş, yani belki de Mayalar şimdi olduğu gibi kısa boylu değillermiş. Bir de piramitlere sadece rahiplerin çıktığını unutmamak lazım. Halk kısa, iyi beslenen yöneticiler uzun olabilir.

Son bilgi Tikal’in anlamı yankı, ses demekmiş. Piramitlerin önünde el çırpınca aynı quetzal kuşunun sesi çıkıyor. Acayip ilginç bir olay. Guatemala para birimi quetzal işte bu kutsal kuştan geliyor.

Tikal Ormanları

Nisan, mayıs ayları burası felaket sıcak oluyormuş.

Gelelim herkesin sorunsalı konuya; güneşin doğuşu mu, batışı mı? derseniz. Hiç fark etmez. Ama bu mevsimde sabahları bulutlu olduğundan güneş doğuşuna gidenler pek memnun olmadılar. Hava iyi olsa, ormanın uyanışı falan güzel olurdu. Fotoğrafçılar açısında pek malzeme yok, çünkü araya Bagan’da olduğu gibi başka anıtlar girmiyor. Ormanda batan güneş bir çok yerde benzer şekilde görülebilir.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Bir Cevap Yazın