Sabah yetmiş pesos fiyata dahil kahvaltıyı yaptıktan sonra sırt çantasını Hostel İnn’in emanetine bırakıp yola çıktım. Her yirmi dakikada bir, Puerto de Iguazo ile şelaleler arasında işleyen otobüs, hostelin önünden geçiyor, fiyatı on pesos yani dört lira kadar. (Varuna’cılar bu biletin gidiş-dönüş olduğunu yazmış, ben dönüşte de ödedim)

İguazu şelalelerinin Arjantin tarafından giriş ücreti ise 100 pesos yani 40 liraya yakın.
İçeri girince biraz yürümeden sonra iki seçenek var, trenle yirmi dakika, ya da yürüme sekiz dakikada asıl merkeze varmak. Tren niye geç derseniz, hem az sefer var, hem de çok sıra.

Asıl merkeze gelince yine iki seçenek var. Yürüme ilk şelaleleri ziyaret ya da ikinci trenle “şeytanın boğazına” gitmek.

Orada bir görevliye hangisinden başlayalım diye sordum, kalabalığı mı, sakinliği mi tercih edersin dedi. Trendeki kuyruğu görünce ilk şelalelere yöneldim.

Sonra çok susadığım için su aldım, böylece bir ufak suya altı lira ödemiş oldum. Brezilyada su pahalı diyordum, burası da aynı. Ancak akşam kasabada iki liraya marketten büyük su alarak ucuza suya kavuştum. Dün hostelde ufak suyu bu fiyata verdiler, mecbur iki şişe aldım. Bira sudan ucuz, her taraf yeşillik ve nehir, su niye böyle pahalı anlaşılmaz.

İlk şelalelere ilerleyince yine iki seçenek çıkıyor. Alt ve üst. Önce alt bölüme gittim, tekne turlarını es geçtim, sonra geri dönüp üst bölüme geçtim. Burada Jose Luis isimli bir rehberle mesleki muhabbet yaptım. Şelalelerin muhteşem haline hayran kaldım, falan… Bu bölümlerde epey vakit harcadım. Sonra geri dönüp trenle Garganta del Diablo’ya yöneldim.

Trenden inince uzun bir platform köprü ile olayın kalbine ulaşılıyor, şeytanın boğazına.

Şimdi buralara gelen gezginler, kitaplar falan Arjantin tarafı daha güzel, Brezilya tarafı ufak görmeye gerek yok diyorlar. Elbette gerçek böyle değil. Şimdi yanımda oturan Fransız arkadaş Clyde da benim gibi düşünüyor. İkisi de farklı, Brezilya tarafı daha çok kartpostal havasında, şelaleleri uzaktan görüyor ama sona doğru o deli gibi akan sulara da oldukça yaklaşılıyor. Google’da İguazu deyince çıkan fotoğraflar hep bu yakadan çekilmiş oluyor, bu kısım üç, dört saat içinde geziliyor.

Arjantin bölümünü ziyaret daha fazla sürüyor, daha ucuz diye tekne turu da yaparsanız bir tam güne yayılabiliyor. Sulara burada daha fazla yaklaşılıyor.

Bence iki taraf da görülmeli ve özellikle önce Brezilya tarafı görülmeli.

Şeytanın boğazını görüp biraz ıslandıktan sonra tam hostele dönerken, “ya buralara kadar geldim, şu tekne olayını da yapayım tam olsun” dedim, yeniden alt şelale tarafına yöneldim. Tekne ile ıslanma elli lira imiş. Can yeleklerini giydik, biraz fotoğraftan sonra her şeyi verdikleri su geçirmez torbalara koyduk. Şelalenin içine daldık. Ben olayı daha önce bildiğimden hazırlıklı gelmiştim, yani yüzme şortu ile. İşte bu hayatta bir kere yapılması gereken olaylardan, inanılmaz keyifli.

Neyse hava sıcak, su pahalı, bu ilaç gibi geldi. Tekneden çıkınca dönüş otobüsüne kadar hemen hemen kurudum.

Hostele döndüm, resepsiyona, ortak çalıştıkları için Marcopolo hostele bakarmısınız yer var mı? diye sordum. Varmış, orası terminalin karşısında, yarın Paraguay’a gideceğim için daha avantajlı.

Sırt çantamı aldım, yola çıktım, sarı otobüs fazla bekletmedi. Şoföre on pesos verdim, seksenini geri verdi. Meğer on peso tek ücret değilmiş, mesafeye göre alıyorlarmış. Marcopolo’ya girişi yaptım. 85 pesos.

Sonra bir şeyler yemek için sokakta bir tur attım, en sonunda tipi en basit olan istasyonun restoranına girdim. Burası da pek ucuz sayılmazmış, yemek otuz lira tuttu. Bir de Arjantin daha hesaplı diyorlardı. Bu sırada fırtınalı bir yağış başladı, yarım saat ben yemeği bitirene kadar sürdü. Bir de bu İnternet hava durumu siteleri işi bilmiyorlar, yağmur diyorlar, nerede? hava günlük güneşlik, diyordum. Demek ki bir bildikleri varmış. Evet, yarın rota Paraguay…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya adınızı giriniz