Geçen sene yaptığımız üç aylık Uzak Doğu gezisinin üzerinden bir yıl geçti.. Şimdi yine yollara düşme vakti, bu sefer rota: Hindistan.

Aslında “yollara” kelimesi benim için biraz garip oldu, Uzak Doğudan geldikten sonra yollar hiç bitmedi. Meslek rehberlik olduğundan, bütün sezon boyunca Efes, Pamukkale ve Kapadokya yollarını arşınladım. Şimdi, evde geçen bir sakinleşme döneminin ardından, “yabancı” diyarlara açılma vakti geldi. Ayın 19’unda THY ile -miller sağ olsun- yola çıkıyorum, dönüş bir buçuk ay sonra, martın yedisi.

THY
TK1070 Yeni Delhi uçuşu, 6 buçuk saat sürdü.

Bu sefer daha bilinçli gidiyorum. Yanıma bilgisayar, cep telefonu, GPS, mp3 çalar gibi, özellikle adaptörleri ağırlık yapan hiç bir alet almıyorum.

Fotoğraf makinası olarak Fuji F31fd. Geçen sene Panasonic FZ30 ile güzel fotoğraflar çektim, özellikle 400 mm zoom’u çok işe yaradı ama taşıması ve koruması sorun oldu. Fuji F31fd, normal kompakt sınıftan. Özellikle “az ışık” çekimlerinde efsane olmuş bir alet. Geçen sene üç ay boyunca her yerde ve ülkede aradıktan sonra, son gün Bangkok’ta MBK alış veriş merkezinde bulmuştum. İnternet forumlarında aldığım duyulunca hemen iki katını teklif ettiler ama satmadım. Bakalım ne sonuç verecek, ben de merak ediyorum.

Geçen sene hem bu blogu hem de İspanyolca bir kardeşini yazmıştım. Bu da beni bayağı yormuştu. Bu sene ne yapacağıma bir karar vermedim. Bir oralara gideyim, duruma bir bakayım, belki yazarım…

Atatürk Havalimanı

Nihayet yola çıkış günü geldi. Her şey tamam. Erhan’ın yani kardeşimin transferi varmış, havaalanına gidiyormuş. Birlikte gittik. İşlemleri yaptım falan derken, Erhan bana shop&miles kartım olup olmadığını sordu. O da yeni öğrenmiş, iç hatlarda Garanti VIP Lounge’de yeme, içme, masaj, bilgisayar oyunları vesaire tüm hizmetler “bedava” imiş. Neyse sordum soruşturdum, evet doğruymuş ve doğal olarak dış hatlarda da aynısı varmış.

Pasaport’tan geçtim, ekranlara bir göz attım. İki saat rötarı görünce, gideyim şu kredi kartının nimetlerinden faydalanayım dedim. Daha önce bu havaalanında ödediğim bira paralarına yanarak gazetelere yumuldum. Bu arada THY’da uçakta gazete verme olayını bitirmiş, pasaport kontrolden geçince, yani THY kontuvarlarının tarafında, bir gazete masası var. Boarding kartı ile bir gazete alınabiliyor. Masa akşam olduğundan kapanıyordu, görevli kadın iki gazete alabileceğimi söyledi. Aldım ama gerek yokmuş, Garanti Lounge’de hepsi varmış.

Gecko
Tropikal ülkelerde odalarımızın vazgeçilmez dostları; geckolar. Özledim onları 🙂

Gazeteleri okudum, iki bira götürdüm, zayıf olan büfeden bir şeyler atıştırdım ki, biraz uzakta olan ekranda bir değişiklik algıladım, yanaştım. 6 saat 25 dakika rötar. O sırada iki kişi daha yanaştı, onlarda aynı uçaktaymış. Şu an Garanti VIP Lounge’den yazıyorum, daha uçağın kalkmasına 6 saat var, o da bir gecikme daha olmazsa, geçenlerde Delhi uçağı böyle, 12 saat rötar yapmıştı. Burada görevli kız, playstation, wii oynabileceğimi ya da masaj koltuğunda uyuyabileceğimi söyledi… Şimdilik İnternet ile oyalanıyorum…

Lafı uzatmayayım, okunabilir olsun. Son olarak diyeceğim, cep telefonsuz olmanın ve milleti arayıp, “uçak taktı, buralarda ser sefil olacağız” diyememenin ruh durumu oldukça ilginç, ikide bir elimi cebime atıyorum, sonra telefonu evde bıraktığımı hatırlıyorum, meret nasıl da girmiş hayatımıza… ama iyi ki evde bırakmışım, böyle daha iyi..