Bugün yaya kaldım. Nedeni ise hala şu bisiklete binmeyi öğrenemem. Dün akşam bizim elemanların yarısı tekne olayını bugün yapmaya karar verdi. İçinde bulunduğum diğer yarısı ise yarın. Bugün burada kalanlar, bisiklet kiralayıp çevreyi dolaşmaya çıkınca, bana da Nyaung Shwe kasabasında dolaşmak kaldı.

Sabahleyin önce sekiz dolar gecelemeye dahil sınırsız çay/kahve, samusa, şeçmeli pancake, yumurta, meyve suyu, meyveler’den oluşan kahvaltımı yaptım.

Bangkok’ta, İnle-Yangon uçak biletini ayın 24’üne almıştım. Ama Kalaw’da yürüyüşe hemen ertesi gün başlayınca bir gün fazlalık oluştu. Bunu da unutmuşum dün akşam resepsiyoncu kıza ödeme yaparken o farkına vardı. Bugün için ofisi arayabileceğini söylemişti. Uçak bileti olayında acele etmişim, gün içinde bir yere sordum, hem on dolar daha ucuzdu, hem de yer bulma sorunu yoktu. Bir kaç tane şirket var, pır pır uçaklarla sürekli ring seferleri yapıyorlar.

Kız, Air Mandalay ofisini aradı, on dolar farkı kabul ettim. Uçuşu bir gün öne aldık. Gayet kolay oldu. İlk gün bilet alırken yaşadığım bürokrasiden sonra böyle bir kolaylık beklemiyordum. Taksi 15000Ks (19USD), başkası çıkarsa bölüşeceğiz.

Sabahleyin önce köy pazarına gittim. Pazar oldukça hareketli, ve satılan ürünler bakımından zengin idi. Myanmar Dünyanın en fakir ülkesi olarak tanınıyor ama toprak olarak bereketli, insanların beslenme açısından bir sorunu yok gibi. En azından pazardaki görünüm böyle. Bol bol fotoğraf çektim ama elimdeki objektifler bu dar ve kalabalık alana uygun değildi.

Pazardan çıkınca, geçen sene arkadaşlarımın önerdiği pizzacı ve kuklacıyı aradım. Kuklacı yolun başında bekliyordu. Beni görünce sevindi. Gösterisi akşamları oluyormuş, müşteri durumuna göre bir kaç kez tekrarlıyormuş. Başka iki çift daha var diye akşam altıya anlaştık. Dönüşte bir İnternet Kafeye girdim. Günler sonra nihayet çalışan bir İnternet buldum. Nyaung Shwe’de bir sürü İnternet Kafe var, bilgisayarlar yeni, İnternet ise hem pahalı hem de hız çok yavaş. Bazen bir sayfanın açılması beş dakika sürüyor. Bir sürü sayfa da sansürlü. Gmail ve facebook bu sansürden kendilerini kurtarmışlar. İnternetle bir süre mücadele ettikten sonra Mingalar İnn’e dönüp yattım. Hala üzerimde bir kırgınlık var ve ateşim sürüyor. Paracetemol falan içtim, bu öğlen uykusu iyi geldi.

Çıkışta resepsiyoncu kızı gördüm, iyi haber dedi. Taksiye iki kişi daha çıkmış. Böylece 5000Ks vereceğim.

Öğleden sonra nehir kıyısında bir gezinti yaptım. “Pilavdan bıkanlar için Pancake” olan yerde bir kahve içip, muzlu pancake yedim. Gerçi bu Uzakdoğu ülkelerinde pancake’den de kaçış yok. Kahveci 800’den 100 dolar bozdu. Deste deste paralarım oldu. Sabah sorduğum İnternet Kafeler bu kadar yüksek vermemişlerdi. Ama bu arada sabahtan akşama dolar yükselmiş oralarda da fiyatlar artmış idi. İnternete girme girişimlerim hatların kopması nedeniyle gerçekleşmedi, biraz ortalıkta dolanıp kuklacıya gittim.

Kuklacı beni görünce çok sevindi, sokağın köşesini gözlemekten boynum uzadı diye espri de yaptı. Lonely Planet’de yazmasına rağmen çok müşterisi olmuyormuş. Aung Traditional Puppet Show 2000Ks yani 2.5 dolar, Mandalay’da aynı gösteri için 8 dolar alıyorlarmış ama bu fiyat bile bizim elemanlara çok geldi. Kukla şova bir Fransız çift daha geldi. Söz veren öbür çift gelmeyince başladık. Şov sonrası defteri imzaladık. Geçen sene bu şovu seyredip bana “mutlaka” git diyen arkadaşım Barış’ın övgü dolu sözlerini defterde bulup kuklacıya gösterdim. Barış bu naif, ses düzeni bozuk gösteriden çok etkilenmişti. Ben ise burada yapılacak çok şey çok gidin görün adamcağız sevinsin derim.

Bu arada Fransız çift yıllarca Türkiye’ye gelmişler, karış karış dolaşmışlar. Adam 90’larda ne zaman beş yıldızlı oteller sahilleri işgal etmeye başladı, Türkiye benim için bitti dedi. “Mas Turizm” birileri için iyi olurken bazılarını kovuyor, Dünyanın her yerinde bu böyle.

Kuklacıdan çıktım, bizim elemanlar yine dünkü ucuz sokak lokantasında oturuyorlar. Bisikletle bayağı dolaşmışlar. Bize tekneyi ayarlayan çocuk yani anutçu rehber de onlarla idi. Ben arkadaş tavsiyesi ile pizza yiyeceğim dedim. Yine Barış’ın tavsiye ettiği Golden Kite’ye yöneldim. Pizza+Cola 6500Ks (8 dolar) tuttu, yani pahalı ve öyle aman aman süper bir şey değildi. Normal pizza işte. Bir yemeğe sekiz dolar ödediğimi duyan yol arkadaşlarımın gözleri fertlek gibi açıldı. Benim “süper zengin” olduğumu düşünmeye başladılar. Onların yediği ne idüğü belirsiz şeyleri ara sıra yememem, otobüs yerine uçakla gitmem vs. dolayısıyla, İspanyol kız bir ara laf arasında, sanırım İspanyolca bildiğimi unutup, “pijo” yani “”sosyete” bile dedi. Oysa bir iki hafta sonra evine döndüğünde yine aynı dandik pizzaya iki katı para verecek ve bu ona normal gelecek. Bu gezilerde insanların mekana ve şartlara göre psikolojileri nasıl da değişiyor. Açıkcası o sekiz dolar bana da koydu, bir yemeğe neden bu kadar fazla verdim diye kendime söylendim, ama onu da denemek lazım.

Anutçu rehberimiz İnternet kafelerin cep telefonları ile bağlandığını bu nedenle yavaş olduğunu, üçte bir fiyatına yerler olduğunu söyleyip bizimkileri oraya götürdü. Ertesi gün sordum evet ucuzmuş ama daha da yavaşmış. Ben ise hostele döndüm. Dün gece bayağı serin olmuştu, ekstra bir battaniye aldım.

PAYLAŞ
Önceki İçerikİnle’ye doğru
Sonraki İçerikİnle Gölü