Arzu’nun bu sene silinecek millerini kullanmak için yer ararken şansımıza Tunus çıktı. Aslında önce Portekiz dedik, Ankara’dan vize almak gerekiyordu. İspanya’ya ben gitmek istemedim. O sırada Fas olsun dedik ve biletleri falan araştırırken, ben Tunus’a niye gitmiyoruz dedim.  360 liraya gidiş-dönüş uçak bileti bulunca… karar verildi. Arzu artık milleri daha sonra İspanya için kullanacak. Tunus Air kredi kartı kabul etmiyor. Havale ile falan uğraşmamak için, eve de yakın, gittim ofisten bileti aldım. Kısa bir gezi olacak, on gün, sanırım Tunus için yeterli…

Aslında Tunus hakkında fazla bir bilgim ve oraya gitmek gibi bir niyetim yoktu. Sonradan hatırladım, geçen günlerde Hanibal ile ilgili ufak bir araştırma yapmıştım. Herhalde oradan aklımda kalmış. Hanibal Tunus’tan yani meşhur Kartaca’dan çıkıp, İspanya dolaylarında Romalılara epey bir kök söktürdükten sonra, savaşı kaybediyor ve Bitinya kralı Prusa’nın yanına sığınıyor. Bursa şehrini onun kurduğuna dair rivayetler var. Bir de mezarının Gebze’de olduğu biliniyor.

Uçak bu akşam 20’de kalkıyor… Artık yazabilirsem yazarım yoksa dönüşe kalacak. Kalacak yer falan ayarlamadık, gidince buluruz diyoruz…

Tunus’a varış

Tunus Havayolları’nın fazla yolcu tıkıştırmak için koltuk araları bir karış mesafe bırakılmış eski bir Boeing uçağı ile yola çıktık. İstanbulda oluşan gecikmeden dolayı yerel saatle 23 gibi başkent Tunus’a vardık.

Havaalanında önce orada rehberlik yapan bir Türke rastladık. Meslektaş olduğumuzu söyledik. Bize biraz bilgi verdi, güneye gidin, oralar daha güzel dedi. Not ettik.

Çıkışta sağ tarafta bulunan ATM’lerden birinden para çektikten sonra Turizm Ofisine taksi sorduk, yirmi dinar dediler. Taksimetre fiyatının beş, altı dinar olduğunu bilmemize rağmen on dinara tamam dedik. (1 D = 1.14 TL).

Taksi ile 20 dakikada boş caddelerden geçerek Victoria Alanında bulunan Medina Otele vardık. 35 dinar (40TL) banyolu odaya evet dedik. Forumlarda, bu Medina Otelde 15 dinar’a kalındığını okumuştum ama o odalar kalmamış, yada gecenin o saatinde varınca fiyatlar böyle oluyor.

Gece caddede dolaşma

Otele eşyalarımızı bıraktıktan sonra su almak için havaalanında tanıştığımız Türk rehberin deyişiyle “çakma şanzelize”‘ye çıktık. Açık bir kaç kafe kalmış. Lüks bir otelden davetliler çıkıyor. Polis yolu kestiğine göre etrafta önemli kişiler var. Simalar, giyimler Türkiye gibi, özellikle kadınlar, İstanbul’da olsalar sanırım kimse Tunuslu olduklarını düşünmez. Şehrin en modern caddesinin eskimiş, Anadolu’nun orta halli bir şehrine benzeyen görüntüsü kişilerle büyük bir tezat oluşturuyor.

Simalardaki bu görüntü Tunus’un iç kesimlerine doğru değişiyor. İnsanlar esmerleşmeye, saçlar kıvırcık olmaya başlıyor. Türbanlı yok, ama gece, bir davetten çıkıldığına göre, az da olsa, dekolte de yok. Hatta etekli bile görmedik sayılır. Genel olarak tüm Tunus’da başını örten kadın sayısı az. Bazılarının dedikleri gibi yasak olmamalı, üniversite çıkışlarında bazıları türbanlı idi. Genel görüntü böyle. Daha sonraki günlerde de dikkatimi çekecek, kızlar, dar blucinleri tercih ediyor, popo özellikle gösteriliyor. Bunu bilen mağazalarda blucin giydirilen mankenleri popo gözükecek şekliyle vitrinlere koyuyor. Dönüşte dikkat ettim, bizde ürünler önden sergileniyor. ilk izlenimler böyle…

Su aldıktan sonra odaya döndük. Odada üç tane yatak var. Tuvaletler dışarıda. Otel bizim eski kasaba otelleri gibi. Banyo pek banyo yapılacak gibi değil. Tuvaletlerde kapaklar falan sökülmüş. Üstüne bir de gece, bayağı soğuk yaptı. Biraz yolcuğunun yorgunluğu, biraz da rutubetten dolayı bayağı titredim, sonra uykuya daldım.

3 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın