Sabah rehberimiz Faruk ile birlikte kayıklarla nehrin karşı kıyısına geçip ormana daldık. Simdi burası cangıl ama bu bölümün turistlerden pek bir cangıl tarafı kalmamış, maymunlar bile ortamı terk etmiş. Ormanda yürüyüş yolları işaretlenmiş, çeşitli rotalar var. Bizim yaptığımız en kısası, yoksa daha bir orman içlerine falan girilebilir. Zaten ne uygun ayakkabı var, ne de uygun elbise. Aslında buraya çadırla falan hazırlıklı gelip, kamp yapmak, daha uzun rotaları yürümek lazım, yoksa bizim yaptığımız Belgrad ormanlarında yürümek gibi bir şey. Dolaşırken yine Azeri kız Azam’a rastladık, fotoğraf, film çekiyor turizm araştırmasına devam ediyor.

Buraya gelmeden önce kolları ve bacakları kapatın diye uyarıyorlar. KL’de Payzın söylemişti, bir arkadaşına bayağı sülükler falan yapışmış. Ama biz kuru mevsimde geldiğimizden, onlar bile yok. Rus kızlar bikini ile dolaşıyorlar, anlayın artık

Yürüyüşün en zor kısmı Teresek tepesi, bir kilometrelik dik yokuştan tırmanıyorsun, üstüne ağaç köklerinden ve tahtadan yüksek merdivenler yapmışlar, bayağı yoruldum. Olayı fark eden Arzu aşağıda kaldı. Ben, inat ettim tepeyi de tırmandım.

Sonra, asıl maceralı asma köprüler yani Canopy bölümüne geldik. Çin yeni yılı burada da bizi rahat bırakmadı. Biriken turist kalabalığı yüzünden bir saat bekledikten sonra vadiyi geçtik. Asma köprü 40 metre yükseklikte, 500m uzunluğunda ama restorasyon dolayısı ile biz 300 metresini yürüdük, bir de arada istasyonlar var, işaretlemişler. Öndeki kişi 5 metre ilerledikten sonra ikinci kişi yürümeye başlıyor. Aslında her yan kapalı, düşmeye karşı tüm önlemleri almışlar ama insan yine önceleri bayağı tırsıyor. Asma köprünün sonlarına doğru tipik uyanık Ruslar, erkekler video kameralı, kızlar ormanda bikinili, para vermemek için tersten köprüyü geçmeye çalışıyorlar. Uzaktan “tehlikeli, yasak” diyoruz tınmıyorlar. Öyleyse alın size sihirli kelime, “polis var, ceza kesiyor” deyince aynen tornistan yaptılar.

Öğleden sonrayı boş geçirdik, Hollandalı kızlar rapid turu yaptılar, eğer yaparsanız haberiniz olsun bayağı ıslanılıyor, zaten rehber bir kova su alıp, tur başlamadan teknede herkesin kafasına boca etti.

Gece yemekten sonra Night Safariye gittik. Kamyonetlerin arkalarına doluştuk. Rehber, Muhammet İmran Osman, ismi uzunmuş hatırlayamazsınız bana Im deyin dedi. Tur bitince ismini söyledim, şaşırdı kaldı. Elinde bir ışıldak, yol kenarlarına tutuyor, ışığa giren hayvanlar da kıpırdayamadan kalıyorlar. Bu işin teorisi, ama pratik pek öyle olmadı. Öncelikle safari ormanda değil, palm plantasyonlarında yapılıyor. Bu arada plantasyonlara giderken gördük ki arka tarafta bayağı bir köy var, yani buralar o kadarda ıssız değil. Neyse üç kamyonet, girdik gecenin karanlığında plantasyonlara, ama Çin yeni yılı dolayısı ile hayvanlar da tatile çıkmıştı Göre göre bir tane arı kuşu, bir tane yabani kedi, onu da rehberle, Arzu gördü. Bir de, çok vahşi miyavlayan bir ev kedisi gördük. Kamyonette bu çok çok vahşi safari üstüne yaptığımız şamata daha eğlenceli oldu.