Sabahın köründe, 6.30’da taksi bizi almaya geliyor, yarım saatte Danang havaalanına varıyoruz. Danang modern bir şehir, buranın Antalya’sı olmaya aday.

Uçuş yaklaşık bir saatten biraz fazla sürüyor, saat 10 gibi Ho Chi Minh City’deyiz. Pazarlık yapmak isteyen bir taksiciyi savuşturup, taksimetre açan biri ile backpacker’lerin bölgesi Pham Ngu Lao caddesine gidiyoruz.

Otelin barındaki kız, nerelisiniz diye soruyor, Torki, Türkiye diyoruz, çok yerde olduğu gibi anlamıyor. Daha sonra müzede bulunan bir haritada Türkiye’nin nasıl yazıldığını görüyoruz. Tho Nhi Ky, ama buraya tam yazamıyorum, üzerinde uzatma, kısaltma işaretleri var. “Tonikiii” gibi söyleniyor olmalı.

Biraz araştırmadan sonra 12 dolara, küçük, ama çok temiz bir oda buluyoruz. Cam Mini Otel. Odaya yerleştikten sonra, yine, her zamanki gibi, şehri keşfe çıkıyoruz. Önce Savaş Anıları Müzesi, sonra bağımsızlık sarayı, Kadetral ve Postaneyi geziyoruz. Sonra taksiye atlayıp Cong Quynh caddesindeki bir süpermarkete gidiyoruz. Dışarıda pizza yemekten bıktık. Süpermarkette her şey var ama tuz yok, ne istediğimizi de anlatamıyoruz. Ben tuz kullanmıyorum ama Arzu tuzsuz yapamıyor. Bu ülkelerde de tuz diye bir mevhum yok. En sonunda, bir tane tuzluk bulup gösteriyorum. O zaman anlıyorlar, evet tuz var ama biber karışımlı, biz ise sadesini arıyoruz.

Otele dönerken başka bir süpermarkete rastlıyoruz, burada hem tuz hem de domates var. Hemen yanda da ekmekçi, ufak francalalardan üç tane alıp otele yollanıyoruz.

HCM city ile ilgili ilk izlenimlerim buranın gerçek bir metropol olduğu, Hanoi, Ankara’nın Ulus bölgesine benziyordu, büyük bir köy gibi. HCM City ise İstanbul’a daha yakın, modern bir Avrupa şehri gibi. Sadece motosikletler bir fark yaratıyor, bugün 1 Ocak, tatil, bakalım yarın nasıl olacak.